DOKTORLARA MESAJ:
Değerli Meslektaşım
Bu web sitesinde ana hatları ile özetlemeye çalıştığım gibi, koroner kalp hastalığı ve kalp yetersizliği hastalarının tedavisinde yararlanılan ECP yöntemi, diğer koroner kalp hastalığı tedavisi yöntemlerine göre, kurulma maliyeti oldukça düşük, kullanıcının eğitimi kolay ve kısa sürede mümkün, uygulanması kolay, ciddi bir riski ve yan etkisi olmayan, kalpde ve tüm organlarda kanlanmayı arttıran, geniş bir hasta gurubunun yararlanabileceği, kansız bir yöntemdir.
30 yıl kadar önce Çin’de başlayıp, bugün ABD’de 1000′in üzerinde ünite ile Dünya’da birçok ülkede uygulanan ECP yöntemi, Ülkemize ilk olarak 2000 yılında, değerli kalp cerrahımız Sayın Prof Dr. Çoşkun İkizler’in Merkezinde, ikinci olarak 2001 yılında İstanbul’da Memorial Hastanesi’nde uygulanmaya başlamış, fakat geçen 10 yıllık süre içinde yaygınlaşmamıştır.
Ben bunu, Ülkemizde birçok merkezde başarı ile uygulanan by-pass ameliyatları ve invazif girişimlerin, koroner kalp hastalığı tedavisinde önceliği almasına ve bu girişimlerde uzmanlaşmış doktorlarımızın, ancak yatırım ve uygulama maliyeti yüksek olan ileri teknolojik girişimlerle tedavi edilen bir hastalığı, yüz bin dolar altında bir yatırım ve kolay görülen bir uygulama ile tedavi edilemeyeceği ön yargısına, ve bir çok meslektaşımın bu ön yargı ile ECP yöntemi hakkında ayrıntılı bilgi edinme gereği bile duymamasına bağlıyorum. Halbuki, son 25 yılda, Çin ve ABD başta olmak üzere, Dünya’da bir çok ülkede yapılmış çalışmalar ve sayısı 600 ü bulmuş yayınların hemen hepsinde, ECP tedavisinin güvenli ve oldukça yararlı etkileri olan bir tedavi olduğu bildirilmektedir.
ECP tedavisinin Ülkemizde yaygınlaşmamasında diğer bir ön koşullanmanın da, bu tedavinin ancak, koroner kalp hastalığı oldukça ilerlemiş ve girişimsel yöntemlerle tedavi edilemeyecek bir duruma gelmiş hastalarda uygulanabilecek bir yöntem olduğunun kabul edilmesidir. Bunun da nedeni, ECP tedavisinin, ABD’de 1995 yılında FDA onayı aldıktan sonra, oldukça ilerlemiş koroner kalp hastalığı olan, yani, bir-birkaç kez miyokard infarktüsü, by-pass ameliyatı ve/veya balon-stent uygulaması geçirmiş veya bu tedavileri göremeyecek duruma gelmiş, kullanmakta olduğu ilaçlara rağmen göğüs ağrısı ve diğer yakınmaları devam eden ve damarları kanlı bir girişim için uygun olmayan hastalara uygulanmış olması, ve ayrıca, bu koşullar dışındaki uygulamalarda ECP tedavi giderlerinin ABD sağlık sigortası (Medicare) tarafından karşılanmamasıdır. Dolayısı ile, yapılan tüm çalışma ve yayınların sonuç bölümlerinde, tedaviye alınan ve başarılı sonuçların elde edildiği hasta gurubu “Anginası olan ve başka bir yöntem ile tedavi şansı olmayan koroner kalp hastalarında…..” olarak tanımlandığından, biz doktorlara uygulamalarımızda yol gösterici olan tedavi kılavuzlarında, ECP tedavisinin, yararlı olduğunun gösterildiği tanımlamaya uyan hastalarda kullanılacağı belirtilmiştir. Bu neden ile de, ECP tedavisi koroner kalp hastalığının oldukça ilerlemiş devresinde akla gelmektedir.
Oysa ki, bu derecede ileri koroner kalp hastalığı olanlarda bile, %80 oranında, yakınmalarda, efor kapasitesinde, kalp kanlanmasında ve yaşam kalitesinde düzelme, ilaç tüketiminde, yakınmaların tekrarı ile yeniden hastaneye başvuru ve girişimsel tedavi gereksiniminde azalma sağlayan ve bu iyileşme bulgularının yine %80 oranında 3-5 yıl devam ettiğinin saptandığı klinik çalışmalar ile ECP tedavisinin etki mekanizmasını araştırmaya yönelik çalışmalarda görülmüştür ki, ECP tedavisi, koroner perfüzyon basıncını arttırarak koroner damarlarda genişleme ve kollateral damarlarda açılma yanı sıra, yeni kılcal damar oluşumu ile de kalpde damar ağını zenginleştirmekte, ayrıca endotel fonksiyonunu düzeltmekte, anti-aterosklerotik etki göstermektedir.
ECP tedavisinin bu altı çizilen etkileri, bir doktorun, bir koroner kalp hastasına sağlamayı arzuladığı ve hastalığın seyrini olumlu yönde etkileyecek tüm yararlı etkileri içermektedir. ECP tedavisinin bu etkilerini gösteren araştırıcıların yorumları ile, ECP tedavisi, günümüzde, yalnızca ilerlemiş ve girişimsel yöntemlerle tedavi olanağı olmayan hastalarda değil, koroner kalp hastalığının sekonder, hatta yüksek riskli bireylerde primer korunmasında da yararlanılabilecek bir tedavi niteliği kazanmıştır. Özellikle diyabetli, koroner damarları ince ve kollateralleri yetersiz olan hastalarda, bypass ameliyatı ve balon-stent uygulaması gibi invaziv girişim öncesi veya sonrasında yapılacak ECP tedavisinin, yeniden daralma ve tıkanmaları önleyerek, prognozu olumlu yönde etkileyeceği belirtilmektedir.
Bu yönden bakıldığında, koroner kalp hastalığı tedavisinde invaziv girişimsel tedaviler ile ECP tedavisinin, biribirine rakip değil, biribirini tamamlayıcı tedaviler olduğu, girişimsel tedavi sonrası uygulanacak ECP tedavisinin, girişimsel tedavilerden elde edilen iyiliğin daha uzun ömürlü olmasını sağlayarak, bu tedavileri uygulayan cerrah ve invaziv kardiyologlara duyulacak şükran duygularını da arttıracağı açıkça anlaşılmaktadır.
Yedi yılı aşan ECP uygulamalarımda tanık oldum ki, koroner kalp hastalığı hangi evrede olursa olsun, ECP tedavisi gören her hasta, bu tedaviden az ya da çok yarar görüyor; sonunda, hasta mutlu, hastayı mutlu eden doktor mutlu oluyor. ECP tedavisi gören birçok hastanın “Hocam Türkiye’de bu tedavi bilinmiyor, şimdiye kadar kimse bize sözünü bile etmedi; neden tanıtmaya çalışmıyorsunuz ?” sitemleri ile ben, hem kardiyoloji kongrelerinde ve hem de TV ve benzeri programlarla, ECP tedavisinin yararlı etkilerini sıklıkla dile getiriyor, şimdiye kadar ECP ile ilgilenme fırsatı bulamamış meslektaşlarımın ilgisini çekmeye, halkımızı da böyle bir tedavinin de var olduğu konusunda bilgilendirmeye çalışıyorum.
ECP tedavisi özellikle benim gibi kansız yöntemlerle uğraşmayı benimsemiş doktorlar için, hastasına reçete düzenlemek dışında, risksiz ve etkili bir yöntem ile tedavi hizmeti sunmak olanağı sağlayacak bir yöntem. Bugün için, yüksek olmayan bir maliyetle, özel bir merkez de hatta muayenehanede kurulacak bir ECP tedavi ünitesinde, kardiyolog doktor denetiminde, bu konuda yetiştirilmiş bir hemşire tarafından, ECP tedavisi, günde 1 saatten 35 günlük kürler şeklinde, başarı ile uygulanabilir. Ülkemizde 3 milyona yakın koroner kalp hastası ve bir o kadar da riskli olanlar bulunduğu göz önüne alındığında, çok sayıda kimseyi emin ve etkili bir tedaviden yararlandırmak söz konusudur.
ECP tedavi giderlerinin henüz Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenmiyor oluşunun meslektaşlarım arasında, ECP tedavisinin hastalarımız tarafından kabul görmeyeceği endişesini doğurduğuna da sıklıkla tanık olmaktayım. Fakat bilindiği gibi, bypass ameliyatları ve balon-stent uygulamaları için de bir çok hasta, cebinden ilave katkı payı ödemektedir; ve koroner damarın bir noktasındaki bir darlığın ilaçlı bir stentle genişletilmesi için ödediği tutar, kalbde birçok damarda genişleme ve damar ağının zenginleşmesini sağlayacak 7 hafta süreli ECP tedavisi giderine hemen hemen eşdeğerdir. Bu gerçekler ve diğer yararlı etkileri açıklandığında hastalar tedavi giderini karşılamaktan kaçınmamakta, tedavinin ilk günlerinden itibaren, kalp ve dolaşım üzerindeki olumlu akut hemodinamik etkiler yanı sıra kalp dışı organlarda da kanlanma artışının sağladığı enerji ve güç artışı ile, tedavinin yararına güven duymakta, tedaviyi sonuna kadar başarı ile sürdürmektedir.
Koroner kalp hastalığı oldukça ilerlemiş, ejeksiyon fraksiyonu da oldukça düşmüş birçok hastada, 7 haftalık tedaviden sonra, 2-3 yılı aşan sürelerde, hastaneye başvurma gerektirmeyen düzelmelere tanık oldum. Fakat, özellikle diyabeti de olanlarda, ECP tedavisinin belirli aralarla tekrarı gerekmektedir.
Yeni ve kansız bir yöntem olmasının, uygulayan hekim ve kuruma ciddi bir ayrıcalık ve itibar kazandırdığını da itiraf etmeliyim. Ayrıca, ECP tedavisini tamamlayıp yararlarını gören hastalar, sıklıkla, bu tedavinin neden daha önce kendilerine önerilmediğini sorguluyorlar.
ECP tedavisinden, koroner kalp hastalığı dışındaki diğer yararlı olduğu hastalıklar da göz ardı edilmemelidir: özellikle, tedaviye dirençli hipertansiyon (periferik direnci düşürücü ve diüretik etki yanı sıra antihipertansif ilaçların yol açtığı halsizlik ve cinsel güç azalması gibi yan etkileri gidermede etkili), Sendrom X diye tanımlanan küçük damar hastalığı, vasküler nedenli beyin, göz ve kulak hastalıkları ile vasküler nedenli sertleşme kusuruna bağlı cinsel iktidarsızlık, huzursuz bacak sendromu bunlardan bazılarıdır.
ECP ile uğraşmaya başlayacak herkesin, benim gibi büyük bir memnuniyetle çalışacağına inanarak, bu konudaki düşüncelerimi ve birikimlerimi sizinle paylaşmak istedim. Bu güne kadar ECP tedavisi ile ilgili yayınları incelemek fırsatı bulamadı iseniz, inceledikten sonra benimle aynı düşünceleri paylaşacağınıza eminim.
ECP tedavisi ile ilgili daha ayrıntılı bilgi edinmek isterseniz, lütfen beni aramaktan çekinmeyin. Muayenehanenizde veya özel bir hastanede bu tedaviyi uygulamak/uygulatmak isterseniz, en uygun cihazın seçimi, uygulayıcı hemşirenin yetiştirilmesi, vb konularında da yardımcı olabilirim.
Sağlık ve mutluluk dolu günlerde, başarılı çalışmalarınızın devamını diliyorum.
Prof. Dr. Günsel Şurdum Avcı